BİZ SİZİ ARAYALIM

Detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için formu doldurun, biz sizi arayalım.

Kardiyoloji

Kardiyoloji kalp ve damar hastalıkları ile ilgilenen bilim dalıdır. Kalbinizde ve özellikle atar damar sistemi ile ilgili hastalıkların tanısı ve tedavisi ile ilgili çözümler üretmeyi amaçlar.

Kalp vücudumuzda kan dolaşımını sağlamakla sorumlu organımızdır. Kalp başlıca kan pompalayan kas dokusu, elektriksel aktivitesini ve sürekli çalışmasını sağlayan sinir ağı, kanın yönlenmesini sağlayan dört adet kapak, kalpten çıkarak akciğerlere giden büyük damalar ve kalp dokusunu besleyen koroner damar olarak adlandırılan damarlardan oluşur. Ayrıca kalbi saran, onu sabitleyen ve koruyan perikard adında kalp zarı da mevcuttur.  Kalp hastalıkları da bu yapılarda meydana gelen sorunlardır. Ana hastalık başlıkları olarak kalp kas hastalıkları, kalp kapak hastalıkları, kalp ritim hastalıkları, koroner arter hastalığı, büyük damar hastalıkları, kalp zarı hastalıkları ve kalp tümörleri olarak sınıflandırılabilir.

Kardiyoloji damar hastalıkları olarak da vücudumuzda bulunan organların fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlayan atar ve toplar damarların hastalıklarını içermektedir. Atar damarlardaki damar sertliğine bağlı darlık ve tıkanıkları periferik arter hastalığı başlığı altında incelenmektedir. Kardiyoloji atar damar tıkanıklarının girişimsel olarak açılması ve ilaç tedavisinin düzenlenmesinden sorumludur. Toplar damarlarda gelişebilen pıhtılaşmaya bağlı tıkanıklarında da kardiyoloji tanı ve tedavi sunmaktadır.

Kardiyolojide Sıklıkla Yapılan Tetkikler Nelerdir?

EKG

EKG kalp ritmini anlamamızı sağlayan ve kardiyolojinin vazgeçilmez tetkikidir. Kardiyolojik değerlendirmelerin temelini oluşturur. Göğüs kafesine, kol ve ayak bileklerine bağlanan elektrotlar sayesinde kalbin elektriksel aktivitesi alınarak kalp ritmini anlamamızı sağlar. EKG ile buna ek olarak kalp krizi, kan elektrolit düzeyleri ve diğer organların durumları hakkında da bilgi edinilebilir. EKG herhangi bir olumsuz etkisi olmayan ve işlemin 1-2 dk içerisinde, sırt üstü yatar pozisyonda ve bazen de sırt üstü yatamayan hastalarda oturur pozisyonda yapılabilen bir tetkiktir.

Ekokardiyografi

Ekokardiyografi kalbin ultrason ile değerlendirilmesidir. Klasik ultrason mantığı burada da geçerlidir ancak ekokardiyografi probları farklıdır. Ekokardiyografi ile kalbin kan pompalama yetisi, kalp kapakları, kalpten çıkan ana damarlar ve kalp zarının durumlarının ve hastalıklarının değerlendirilmesi yapılabilir. İşlem 15-30 dk süren, sol yan yatar pozisyonda kardiyologlar ve bazı ülkelerde teknisyenler tarafınca yapılan bir tetkiktir. Bilinen bir zararı yoktur ve günümüzde kalp muayenesinin bir parçası haline gelmiştir.

24 Saat Ritim ve Tansiyon Holter

24 saat ritim holter işlemi kalp ritim hastalıklarının tanısını koymak için yapılan bir tetkiktir. EKG 3-5 saniyelik bir ritim analizi yaptığı için ara ara olan ritim hastalıklarına tanı koymakta yetersiz kalır. İşte bu tür durumlarda hastaların 24 saat süresince ritminin değerlendirilmesi için 24 saatlik ritim holter tetkiki yapılır. Holter cihazı elektrotlar ve küçük bir kaydedici birimden oluşur. Cihaz teknisyen tarafınca takılır ve 24 saatinizi cihaz ile geçirirsiniz. Cihaz her kalp atışınızı kaydeder ve bu kayıt doktorunuz tarafınca değerlendirilerek raporlanır. Çıkan sonuçlara göre tedavinize yön verilir.

24 saat tansiyon holter işlemi kan basıncının 24 saat boyunca izlenmesidir. Kan basıncının birçok nedenden özellikle heyecandan etkilenmesi nedeni ile bireyin tansiyon hastası olup olmadığına karar vermek için tansiyon holter ile değerlendirilmesi gerekebilir. Böylece doğru tanı konmuş olur ve gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilir. Tansiyon holter cihazı kola takılan tansiyon manşonu ve kayıt edici bir birimden oluşur. Cihaz teknisyen tarafından tansiyonunuzun yüksek saptandığı kola takılır. Cihaz gündüz ve gece farklı aralıklarla tansiyonunuzu ölçer ve kaydeder. 24 saat sonra cihazın verdiği rapora göre ortalama kan basınçları değerlendirilir. Sonuca göre de gerekli durumlarda tedaviniz başlanır.

Efor Testi (Eforlu EKG)

Efor testi koroner arter hastalığı varlığını araştırmakta kullanılan en basit ve olumsuz etkisi minimum olan değerlendirmedir. Burada amaç kalp hızını bireyin yaşına göre hesaplanan hedefe ulaştırmaktır. Bunun için hastanın göğsüne anlık EKG görecek şekilde elektrotlar, kola tansiyon manşonu bağlanarak hasta yürüme bandına çıkarılır. Hedeflenen kalp hızına ulaşmak üzere önce düşük hızda ve eğimsiz şekilde test başlatılır ve belirli aralıklar ile yürüme bandının hızı ve eğimi yükseltilerek testin zorluk derecesi artırılır. Test süresi hastanın yapabildiği süreye, hedef kalp hızına ulaşabilmesine veya yakınmasının olup olmamasına göre değişkenlik gösterir. Efor testinin yapılabilmesi için kalp ritminin normal olması, hastanın yürümeye engel ortopedik veya nörolojik sorununun olmaması ve ciddi düzeyde kalp kapak darlığının olmaması gerekmektedir. Efor testi yapılmadan önce teste uygunluğunuz doktorunuz tarafınca mutlaka değerlendirilmelidir.

Koroner Anjiyografi

Anjiyografi damarların görüntülenmesidir. Temel prensip olarak damar içerisine verilen boyar madde X-ışınları altında damar iç yapısının görülmesidir. Tüm atar veya tüm toplar damarlara yapılabilir. Buradaki amacımız ise koroner arterlere yapılan anjiyografiden bahsetmektir. Koroner arter hastalığını düşündüren semptom ve bulgularınız var ise koroner anjiyografi ile koroner arterler görüntülenir ve mevcut hastalığın türü ve derecesi belirlenir. Koroner anjiyografi en basit şekilde kasık atar damarı (femoral arter) veya kol bileği atar damarı (radyal arter) yolu ile damar sistemine lokal anestezi altında girilerek, kateter denilen ince borucuklar ile koroner arterler içerisine opak madde dediğimiz boyaların verilerek damar içerisinin özel cihazlar ile görüntülenmesi olarak anlatılabilir. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Kasık veya koldan yapılması işlemin zorluğuna ve kişinin anatomisine göre belirlenir. İşlem yaklaşık 15 dakika kadar sürer ancak kişiye bağlı değişkenler nedeni ile işlemin uzayacağı da unutulmamalıdır. İşlem koldan yapıldı ise kola sıkı bandaj uygulanır, kasıktan yapıldı ise kasık bölgesine kum torbası konarak kanama kontrolü sağlanır. Koldan yapılan anjiyografi sonrasında hastaların hareket etmesinde sorun olmaz ancak kasıktan yapılan anjiyografi sonrasında 4-6 saat kadar yatak içerisinde hareketsiz yatmak gerekmektedir. Koroner anjiyografide saptanan koroner arter hastalığı derecesine göre sonraki yapılacak tedavi belirlenir. Bunlar ilaç tedavisi, koroner anjiyoplasti veya koroner bypass cerrahisi olabilir.

Koroner Arter Hastalığı ve Kalp Krizi

Her organ gibi kalbin de işlevini yerine getirebilmesi için oksijen ve diğer ihtiyaç duyduğu maddeleri taşıyan damarlara ihtiyacı vardır. Kalbi besleyen bu damarlara Koroner Arterler denmektedir. Koroner arterler aort dediğimiz kalpten çıkan büyük damarın ilk çıkardığı damarlardır. Üç adet koroner arter vardır; Sol inen koroner arter (LAD), Sol yan koroner arter (Cx) ve sağ koroner arter (RCA). Koroner arter kalbin kas yapısının üzerinde bulunur ve kas içerisinde ince damarlar verir. Böylece 24 saat boyunca durmadan kan pompalayan kalbimizin çalışmasını sağlar.

Koroner arterlerde zaman içerisinde damar sertliği (ateroskleroz) gelişir. Damar sertliği genetik yatkınlık, yaşın ilerlemesi, diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, sigara, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi birçok nedene bağlı gelişir. Koroner arterde aterosklerotik plağın giderek artması damar lümeninin daralmasına ve kan geçişine engel olacak dereceye gelmesi kalbin çalışmasını engellemeye başlar. Kalbin beslenmesinin bozulması en sık göğüs ağrısı şeklinde kendini belli eder. Bu göğüs ağrısı sol göğüs kafesinde, baskı şeklinde, sırta-boyuna ve sol kola yayılım gösteren, bulantı-kusma, terleme ve fenalık hissinin eşlik ettiği şekilde olur. Göğüs ağrısı eforla, stres, heyecan ve zaman zaman istirahat halinde olabilir.

Koroner arterlerde gelişen aterosklerotik plağın yırtılması ve üzerinde pıhtı gelişerek hızlıca tıkanması kan akımını tamamen engelleyecek ve kalp krizine neden olacaktır. Kalp krizinin en basit tanımı budur. Kalp kas dokusuna yeterli kan akımı sağlanamaz ise kas dokusu işlevini yapamaz hale gelir ve zaman uzadıkça kas hücreleri ölmeye başlar. Bu nedenle tıkanan koroner damarların en kısa zamanda açılması ve içerisinde kan akımının sağlanması gerekmektedir. Göğüs ağrısı yakınması ile acil servislere başvuran hastalara çekilen EKG ile kalp krizlerinin çoğuna doğru tanı konur. EKG’nin yetersiz kaldığı bazı durumlarda kan tahlillerinde kalp krizi belirteçlerine bakılması, ekokardiyografi yapılması ve bazen de tomografik anjiyografi yapılması gerekmektedir. Kalp krizi tanısı alan hastanın tedavisine en kısa zamanda başlanması gerekmektedir. Tıkanan koroner damarların açılması için damardan uygulanan pıhtı eritici ilaçlar ile veya koroner anjiyografi yapılarak tıkanan damarın belirlenmesi sonrasında uygulanan balon anjyoplasti ve stent konması ile sağlanır.

Kalp krizi sonrasında veya kalp krizi geçirmeksizin koroner arter hastalığı saptanan tüm hastaların düzenli olarak kardiyoloji kontrollerine gitmesi gerekmektedir. Bunun nedeni koroner arter hastalığının kronik bir hastalık olması ve yaşam boyu sürebilecek tedavilere gereksinim olmasıdır. Elbette ilaç tedavisi tek başına yeterli olmayacaktır. Tüm kronik hastalıklarda olduğu gibi yaşam tarzının değiştirilmesi, doğru beslenme, hareketin artırılması ve sigara gibi zararlı alışkanlıklarda uzak kalınması gerekmektedir. Düzenli kontroller sayesinde kalp krizinin tekrarlaması ve kalbinizin daha fazla zarar görmesinin önüne geçilecektir. Kliniğimizde de koroner arter hastalığı tanı, tedavi ve takibi en iyi şekilde yapılmaktadır. Koroner anjiyografi ve hastane yatışı gereken durumlarda ise anlaşmalı olduğumuz kurumlarda tedavileriniz tarafımızca yapılabilmektedir.

Kalp Yetmezliği 

Kalp yetmezliği, kalp kasının birçok farklı nedenlerle zayıflaması ve kalbin yeterli kan pompalayamaması ile sonuçlanan bir hastalıktır. Kalp yetmezliği günümüzde en sık geçirilen kalp krizlerine ikincil olarak kalp kası dokusunun yitirilmesi ve zayıflamasına bağlı olarak gelişir. Bunun dışında miyokardit dediğimiz kalp kası iltihapları, kalp kapak hastalıkları, kalp zarı hastalıkları, kalp ritim hastalıkları ve bazı akciğer hastalıklarına ikincil olarak da kalp yetmezliği gelişebilmektedir. Koroner arter hastalığının dünyada sıklığının giderek arttığı düşünüldüğünde kalp yetmezliği görülme sıklığı da artmıştır.

Kalp yetmezliği vücudun ihtiyacı olan dolaşımın azalmasına neden olarak yaşamı sınırlandıran yakınmalara neden olur. Bu yakınmaların başında efor sırasında oluşan nefes darlığı, düz yatınca ortaya çıkan nefes darlığı, ayaklarda ve karında şişlik, halsizlik ve iştah da azalma gelmektedir. Kalp yetmezliğinin erken evrelerinde tedavi ve yakınmaların giderilmesi daha kolay iken ileri evre kalp yetmezliğinde ise multidisipliner tedaviler uygulanması gerekmektedir.

Kalp yetmezliği tedavisinde kalp yetmezliğine neden olan sorunların tedavisi ana temeli oluşturmaktadır. Koroner arter hastalığının tedavi edilmesi, kalp kapak sorunlarının çözülmesi, kalp ritim sorunlarının giderilmesi ve eşlik eden hipertansiyon-diyabet gibi hastalıkların iyi bir şekilde kontrol altında tutulması gerekmektedir. Kalp yetmezliği hastalarının öncelikle yaşam tarzını değiştirmesi, tuz tüketimini azaltması, fazla kilolarından kurtulması ve doktoru tarafından düzenlenen ilaç tedavisine tam uyum göstermesi gereklidir. Bunların yetersiz kaldığı durumlarda kalp kapak hastalıklarına girişimsel tedaviler ve kalp pili tedavileri yapılabilmektedir.

Kliniğimizde kalp yetmezliğinin klinik takibi ve tedavisi, gerekli durumlarda da ileri kalp yetmezliği tedavilerinden olan kalp pili takılması ve kapalı yöntemler ile kalp kapak girişimleri başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp kapakçıkların görevi kanın geldiği kalp boşluklarına geri kaçmasını engellemektir. Kalbimizde sol karıncık ve sol kulakçık arasında bulunan Mitral kapak, sağ karıncık ile sağ kulakçık arasında bulunan Triküspit kapak, sol karıncık ile aort denilen damar arasında bulunan Aort kapak ve sağ karıncık ile akciğere giden damar arasında bulunan Pulmoner kapak olmak üzere toplam dört adet kapak bulunmaktadır. Bu kapaklar yapıları sağlam kalın zar şeklindedir. Mitral ve triküspit kapaklarının kalp duvarına tutunmasını sağlayan iplikçik ve kas yapıları da bulunmaktadır.

Kalp kapak hastalıklarını iki temelde inceleriz. Kalp kapaklarının açılmasını engelleyen kalp kapak darlıkları ve kanın geri kaçmasına neden olan kalp kapak yetmezlikleri temel kalp kapak hastalıklarını oluşturmaktadır. Doğumsal kalp kapak sorunları, kalp kapaklarının romatizmal hastalıkları ve yaşın ilerlemesine bağlı sertleşmesi ve kireç tutması ile kalp kapakları daralabilmektedir. Dar olan kapaklarda kan geçmekte zorlanmakta ve kalp vücudun ihtiyacı olan miktarda kan pompalayamamaktadır. Yetersiz dolaşım klinik yakınmalara ve sorunlara neden olmaktadır. Kalp kapakların yine doğumsal sorunları ve kalp kapakların yapısının bozulması (kalbin büyümesi, travma, enfeksiyon gibi nedenlere ikincil) kanın geri kaçmasına neden olur. Dolayısıyla kalp yine vücudun ihtiyacı olan dolaşımı sağlamakta yetersiz kalır ve buna bağlı sorunlar ortaya çıkar.

Kalp kapak hastalıklarına Ekokardiyografi olarak adlandırdığımız kalp ultrasonu ile yüksek oranda tanı konabilmektedir. Gerekli durumlarda endoskopik (transözofageal) ekokardiyografi, kalbin bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi ileri tetkiklerden faydalanılmaktadır. 

Kalp kapak hastalıkları erken evrelerinde çoğunlukla soruna neden olmaz ve hastaların çoğunun hiçbir yakınması yoktur. İleri evre kalp kapak hastalıklarında ise nefes darlığı, ayaklarda şişlik, efor kapasitesinde azalma, göğüs ağrısı ve çarpıntı gibi yakınmalar oluşmaktadır. Kalp kapak hastalıkları semptomatik hale gelince öncelikle yaşam tarzının değişmesi, tuz kısıtlaması ve aşırı kilolardan kurtulmak, buna ek olarak etkin ilaç tedavisi uygulanması temel tedavi esaslarını oluşturur. Bunların yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi müdahale ile kalp kapaklarının değiştirilmesi gerekmektedir. Kalp kapak değişim ameliyatlarının yüksek riskli olduğu hastalarda günümüzde kapalı tip (perkutan) kapak değişimleri ve kapak tamirleri yapılabilmektedir. Aort kapağın kapalı tipte değiştirilmesine TAVİ ve mitral kapağın kapalı tipte tamirine MitraClip uygulaması adı verilmektedir.

Kliniğimizde kalp kapak hastalıklarının tanı, tedavi ve takipleri ayrıca gerekli durumlarda kapalı tipte kalp kapak girişimleri başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

Devamını Oku.. Daha az yazı..
Kalp Ritm Hastalıkları

Kalp Ritm Hastalıkları

Kalp Ritim Hastalıkları Kalbin yeterli miktarda kan pompalayabilmesi için bir uyum içinde çalışması gerekmektedir. Kanın kalbe gelmesi, kulakçık ve karıncıkların birbiri ardına kasılarak kanı pompala...

Devamı
Hipertansiyon

Hipertansiyon

Hipertansiyon Hipertansiyon büyük kan basıncı (sistolik) ve küçük kan basıncı (diyastolik) olarak adlandırılan damar içi basıncın yüksek olmasıdır. Normal kan basıncının 140/90 mmHg altınd...

Devamı
Hiperlipidemi

Hiperlipidemi

Hiperlipidemi Hiperlipidemi yani kolesterol yüksekliği kanda bulunan yağ moleküllerinin olması gereken düzeylerindeki yükselmeyi ifade etmektedir. Kan dolaşımımızda yediğimiz gıdalardan kana karışan önc...

Devamı